Uzm. Klinik Psikolog Ahsen KAYA
Köşe Yazarı
Uzm. Klinik Psikolog Ahsen KAYA
 

KÜLTÜR

Sevgili okur, merhaba. Birey, içgüdüsel olarak bir topluluğa ait olmak/ait hissetmek ister. Her toplum, kendi içerisinde bir “kültür” oluşturur. Birey, aidiyet ihtiyacını karşılayabilmek için toplumun bir parçası olur ve içinde bulunduğu toplumun devamlılığını sağlayabilmek için de toplumun benimsediği kültüre ihtiyaç duyar. Kültür; bizi saran, geçmişte yaşayan insanlardan öğrendiğimiz toplumsal mirastır. Bu mirasın kaybedilmesi ise, bir yozlaşmaya neden olur. Yozlaşma; devamlılığını sürdürürse, kültürün yitirilmesine neden olabilir. Kültürünü yitiren bir toplum, yok olmaya mahkûmdur. Bu sürecin öneminin görünür olması için bu yazımda ‘kültürel yozlaşma’ gerçekliğine değiniyor olacağım. Sosyal bir varlık olan insan; temel ihtiyaçları ve amaçları doğrultusunda diğer insanlarla etkileşime girerek topluluklar oluşturur ve ortak ihtiyaçlar paydasında ortak davranış kalıpları içinde varlığını sürdürür. Birey; sosyalleşmesini gerçekleştirirken, içinde bulunduğu toplumun kültürünü de öğrenir. Toplum tarafından paylaşılan ortak inanç, tutum ve değerler o toplumun kültürünü oluşturur. Toplum üyeleri arasındaki dayanışma, kültür ortaklığına bağlıdır. Bu nedenle de kültürün, toplumun ve toplumsal düzenin bekası için korunması gerekmektedir. Kültürel değişme hemen hemen her toplumda çeşitli şekillerde insanların, toplumların etkileşmesi sonucu meydana gelmektedir. Fakat kültürel değişmenin iki yönünü ele almak gerekir. Bunlardan birincisi kültürel gelişmedir ki bu toplumsal yapı için faydalı bir süreç olmakla birlikte; diğeri kültürel yozlaşmadır ki bu da toplumsal yapıyı olumsuz yönde etkilemekte ve toplumu bir çöküşe götürmektedir. Kültürel yozlaşma, yabancı kültürlerin olumsuz etkisi ve toplumun kendi öz değerlerine yeterince sahip çıkmaması sonucu meydana gelen kültürel bir çözülme ve bozulmadır. Başka bir ifadeyle bir milletin kültürel değerlerini, yabancı kültürlerin etkisinde kalarak kaybetmesi ve aslından uzaklaşmasıdır. Kültürel değerlerin yozlaşmaya uğraması; sahip olunan dilin, dinin, ahlaki değerlerin, örf ve adetlerin yozlaşmaya uğraması demektir. Bu tahrip edici etkiler;  toplumda milli ve manevi değerlere olan inancın ve saygının eskiye nazaran azalması, ahlaki çöküntü, kuşaklar arası ilişkilerin bozulması, aile düzeninin sarsılması, toplumun kendine has karakteristik özelliklerinin kaybolmaya başlaması şeklinde kendini göstermektedir. Kültürler birbirlerinden beslenir, birbirlerinden etkilenirler. Ancak etkilenme; aynileşme, kopyası haline gelmeye dönüştüğü zaman yozlaşma ve sonuçta yok olma süreci başlar. Gençlerin batı kültürüne özenmesi, yardımlaşmanın yerini çıkarcılığın ve duyarsızlığın alması, ana dilin yabancı kelimelerle doldurulması, aile kurumuna saygının azalması, bayramların kendi özünden uzaklaşıp tatil mantığıyla ele alınmaya başlanması, iş yeri isimlerinin yabancı kelimelerle oluşturulması gibi bozulmalar, ‘kültürel yozlaşma’ örnekleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Toplumsal düzende kültürel yozlaşma tehdidiyle mücadele etmek, yerine getirilmesi gereken bir görev haline gelmelidir. Bu görevin başarılı bir şekilde yerine getirilmesi için; bireylerin önce kültürel aidiyet (kültürü tanıma/benimseme), sonra kültürel sorumluluk (kültürü koruma/kültürü geliştirme) bilinci kazanması gerekir. Bu bilin oluşması, hepimizin sorumluluğundadır.   Toplumsal devamlılığı sağlayabilmek için ‘kültürel yozlaşma’yı engelleyebilmek dileği ile… Görüşmek üzere…  
Ekleme Tarihi: 28 Şubat 2025 - Cuma
Uzm. Klinik Psikolog Ahsen KAYA

KÜLTÜR

Sevgili okur, merhaba.

Birey, içgüdüsel olarak bir topluluğa ait olmak/ait hissetmek ister. Her toplum, kendi içerisinde bir “kültür” oluşturur. Birey, aidiyet ihtiyacını karşılayabilmek için toplumun bir parçası olur ve içinde bulunduğu toplumun devamlılığını sağlayabilmek için de toplumun benimsediği kültüre ihtiyaç duyar. Kültür; bizi saran, geçmişte yaşayan insanlardan öğrendiğimiz toplumsal mirastır. Bu mirasın kaybedilmesi ise, bir yozlaşmaya neden olur. Yozlaşma; devamlılığını sürdürürse, kültürün yitirilmesine neden olabilir. Kültürünü yitiren bir toplum, yok olmaya mahkûmdur. Bu sürecin öneminin görünür olması için bu yazımda ‘kültürel yozlaşma’ gerçekliğine değiniyor olacağım.

Sosyal bir varlık olan insan; temel ihtiyaçları ve amaçları doğrultusunda diğer insanlarla etkileşime girerek topluluklar oluşturur ve ortak ihtiyaçlar paydasında ortak davranış kalıpları içinde varlığını sürdürür. Birey; sosyalleşmesini gerçekleştirirken, içinde bulunduğu toplumun kültürünü de öğrenir. Toplum tarafından paylaşılan ortak inanç, tutum ve değerler o toplumun kültürünü oluşturur. Toplum üyeleri arasındaki dayanışma, kültür ortaklığına bağlıdır. Bu nedenle de kültürün, toplumun ve toplumsal düzenin bekası için korunması gerekmektedir. Kültürel değişme hemen hemen her toplumda çeşitli şekillerde insanların, toplumların etkileşmesi sonucu meydana gelmektedir. Fakat kültürel değişmenin iki yönünü ele almak gerekir. Bunlardan birincisi kültürel gelişmedir ki bu toplumsal yapı için faydalı bir süreç olmakla birlikte; diğeri kültürel yozlaşmadır ki bu da toplumsal yapıyı olumsuz yönde etkilemekte ve toplumu bir çöküşe götürmektedir.

Kültürel yozlaşma, yabancı kültürlerin olumsuz etkisi ve toplumun kendi öz değerlerine yeterince sahip çıkmaması sonucu meydana gelen kültürel bir çözülme ve bozulmadır. Başka bir ifadeyle bir milletin kültürel değerlerini, yabancı kültürlerin etkisinde kalarak kaybetmesi ve aslından uzaklaşmasıdır. Kültürel değerlerin yozlaşmaya uğraması; sahip olunan dilin, dinin, ahlaki değerlerin, örf ve adetlerin yozlaşmaya uğraması demektir. Bu tahrip edici etkiler;  toplumda milli ve manevi değerlere olan inancın ve saygının eskiye nazaran azalması, ahlaki çöküntü, kuşaklar arası ilişkilerin bozulması, aile düzeninin sarsılması, toplumun kendine has karakteristik özelliklerinin kaybolmaya başlaması şeklinde kendini göstermektedir.

Kültürler birbirlerinden beslenir, birbirlerinden etkilenirler. Ancak etkilenme; aynileşme, kopyası haline gelmeye dönüştüğü zaman yozlaşma ve sonuçta yok olma süreci başlar. Gençlerin batı kültürüne özenmesi, yardımlaşmanın yerini çıkarcılığın ve duyarsızlığın alması, ana dilin yabancı kelimelerle doldurulması, aile kurumuna saygının azalması, bayramların kendi özünden uzaklaşıp tatil mantığıyla ele alınmaya başlanması, iş yeri isimlerinin yabancı kelimelerle oluşturulması gibi bozulmalar, ‘kültürel yozlaşma’ örnekleri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Toplumsal düzende kültürel yozlaşma tehdidiyle mücadele etmek, yerine getirilmesi gereken bir görev haline gelmelidir. Bu görevin başarılı bir şekilde yerine getirilmesi için; bireylerin önce kültürel aidiyet (kültürü tanıma/benimseme), sonra kültürel sorumluluk (kültürü koruma/kültürü geliştirme) bilinci kazanması gerekir. Bu bilin oluşması, hepimizin sorumluluğundadır.  

Toplumsal devamlılığı sağlayabilmek için ‘kültürel yozlaşma’yı engelleyebilmek dileği ile…

Görüşmek üzere…

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yildizhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

21
Mart
14
Mart
07
Mart
28
Şubat
21
Şubat
14
Şubat
07
Şubat
31
Ocak
24
Ocak
17
Ocak
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.