Uzm. Klinik Psikolog Ahsen KAYA
Köşe Yazarı
Uzm. Klinik Psikolog Ahsen KAYA
 

MOLA

Sevgili okur, merhaba. “İçimizdeki Anka”yı bulabilmek adına çıkmış olduğumuz yolculukta, kısa bir mola zamanı. Çıkılan her yolculuk, içinde verilmesi gereken molaları da barındırır. Mola vermek de, yolculuğa dâhildir. Bu nedenle, bugün; birlikte çıkmış olduğumuz ‘yol’ için, dinlenme günü olsun. Çünkü ruhumuz, dinlenmediği takdirde yeniden yeşeremez. Küllerinden doğabilmenin koşullarından biri de, durmaktır. Algılamak, düşünmek, farkına varmak, anlamak, kabullenmek. Ve durmak... Kendine bir yer bulmak/bir yerde kalıcı olmak isteyen kişi, yolculuğa çıkmalıdır. Kendi yolunu bulabilmek ve bulmuş olduğu yolda yürüyebilmek için ise kişi, zamanı geldiğinde dinlenebilmelidir. Yol, sürekli durmadan yürünmesi gereken bir şey olarak sürdürülmemelidir. Sürekli durmadan yürüyenler için yol, bir noktadan sonra yorucu hale gelip zarar verici olmaya başlayabilir. Bizim çıkmış olduğumuz yol; bize zarar vermemeli, aksine bizi iyileştirmelidir. Bugün, içinde bulunduğumuz yolun iyileştirici gücünü farkına varmak için, birlikte bir mola veriyor olacağız. Bazen insan, yolculuk esnasında bir adım bile atamayacak kadar yorgun ve isteksiz olduğunu hisseder. Bu evrede; yolu sonlandırmak, akla gelen ilk seçenektir çoğu zaman. En kolayıdır çünkü sonlandırmak. Sonlar... Her zaman yeni bir başlangıca neden olurlar. Yeni bir başlangıç ise, bir bilinmezliğe... Dinlenebilmek için sonlandırılan şeyler, aynı zamanda daha da yorucu olan bir bilinmezlik sürecinin de başlangıcıdır. İnsanın; dinlenmesi gereken zamanı sadece içerisinde bulunduğu durumu sonlandırarak gerçekleştirebileceğini düşünmesi, en büyük yanılgılarından birisidir. Çünkü bir yolu sonlandırmak, gelecekte olabilecek güzel ihtimallerin de yitirilmesine neden olur. Kişi, aldığı bu kararla; o anki mutsuzluğunu bastırmaya çalışırken, mutlu olabileceği bir gelecekten de mahrum kalabilir. Tüm bu belirsiz sürece itilmemek için, bitirmek yerine mola vermeyi tercih etmek daha sağlıklı bir seçenektir. Yolda olmak, bir yere ait olmaktır. Mola vermek de yolculuğa dâhil olduğu için, hala bir yere ait hissedebilmemizi sağlayan bir süreçtir. Fakat bitirmek, yolu sonlandırmak; aynı zamanda aidiyet duygumuzun da yitirilmesine neden olup bizi yalnız hissettirebilir. Yalnızlık; insanın doğası gereği, onu olumsuz duygulara iter. Yalnız hisseden biri, bir noktada bu duyguyla başa çıkamayıp kendine zarar verici davranışlarda bulunabilir. Kendi elleriyle, kendini bir çıkmaza sürükleyebilir. Dinlenebilmek uğruna girdiği bu süreçten, daha da yaralı bir şekilde çıkabilir. Bu nedenle, dinlenmenin sağlıklı çözümü;  gitmek değil, durmaktır. Yorulmak, çoğu zaman bir ‘güçsüzlük’ olarak hissedilir. İnsan, kendini güçsüz hissettiği zaman içinde bulunduğu yolu da sonlandırmak ister. Hâlbuki yorulmak, yolda olmanın gerekli olan bir parçasıdır. Herkes yorulur, herkes yorulabilir. Önemli olan, bu yorgunluğu içselleştirmeyip yoluna devam edebilmektir. Asıl güçsüzlük, yolu yarıda bırakmaktır. Gelebilecek olumlu ve olumsuz tüm ihtimallerinden kaçınmak ve kendi kabuğuna saklanmaktır. ‘Kader’… Kader deyip, geçmemek gerekir bazen. Kader, seni sen yapan şeydir çünkü. Sana aittir, sana özeldir. Kaderin sana getirdiklerini kabullenmek ve ‘kaderini sevebilmek’ gerekir. Ancak o zaman, barışabilirsin çünkü. Kendinle, keşkelerinle, endişelerinle, mutsuzluğunla... Yani, yorgunluğunla… Yorgunluğumuzu sonlandırmak için, yoldan vazgeçmek yerine ‘mola’ verebilmek dileği ile… Görüşmek üzere…  
Ekleme Tarihi: 07 Mart 2025 - Cuma
Uzm. Klinik Psikolog Ahsen KAYA

MOLA

Sevgili okur, merhaba.

“İçimizdeki Anka”yı bulabilmek adına çıkmış olduğumuz yolculukta, kısa bir mola zamanı. Çıkılan her yolculuk, içinde verilmesi gereken molaları da barındırır. Mola vermek de, yolculuğa dâhildir. Bu nedenle, bugün; birlikte çıkmış olduğumuz ‘yol’ için, dinlenme günü olsun. Çünkü ruhumuz, dinlenmediği takdirde yeniden yeşeremez. Küllerinden doğabilmenin koşullarından biri de, durmaktır. Algılamak, düşünmek, farkına varmak, anlamak, kabullenmek. Ve durmak...

Kendine bir yer bulmak/bir yerde kalıcı olmak isteyen kişi, yolculuğa çıkmalıdır. Kendi yolunu bulabilmek ve bulmuş olduğu yolda yürüyebilmek için ise kişi, zamanı geldiğinde dinlenebilmelidir. Yol, sürekli durmadan yürünmesi gereken bir şey olarak sürdürülmemelidir. Sürekli durmadan yürüyenler için yol, bir noktadan sonra yorucu hale gelip zarar verici olmaya başlayabilir. Bizim çıkmış olduğumuz yol; bize zarar vermemeli, aksine bizi iyileştirmelidir. Bugün, içinde bulunduğumuz yolun iyileştirici gücünü farkına varmak için, birlikte bir mola veriyor olacağız.

Bazen insan, yolculuk esnasında bir adım bile atamayacak kadar yorgun ve isteksiz olduğunu hisseder. Bu evrede; yolu sonlandırmak, akla gelen ilk seçenektir çoğu zaman. En kolayıdır çünkü sonlandırmak. Sonlar... Her zaman yeni bir başlangıca neden olurlar. Yeni bir başlangıç ise, bir bilinmezliğe... Dinlenebilmek için sonlandırılan şeyler, aynı zamanda daha da yorucu olan bir bilinmezlik sürecinin de başlangıcıdır. İnsanın; dinlenmesi gereken zamanı sadece içerisinde bulunduğu durumu sonlandırarak gerçekleştirebileceğini düşünmesi, en büyük yanılgılarından birisidir. Çünkü bir yolu sonlandırmak, gelecekte olabilecek güzel ihtimallerin de yitirilmesine neden olur. Kişi, aldığı bu kararla; o anki mutsuzluğunu bastırmaya çalışırken, mutlu olabileceği bir gelecekten de mahrum kalabilir. Tüm bu belirsiz sürece itilmemek için, bitirmek yerine mola vermeyi tercih etmek daha sağlıklı bir seçenektir. Yolda olmak, bir yere ait olmaktır. Mola vermek de yolculuğa dâhil olduğu için, hala bir yere ait hissedebilmemizi sağlayan bir süreçtir. Fakat bitirmek, yolu sonlandırmak; aynı zamanda aidiyet duygumuzun da yitirilmesine neden olup bizi yalnız hissettirebilir. Yalnızlık; insanın doğası gereği, onu olumsuz duygulara iter. Yalnız hisseden biri, bir noktada bu duyguyla başa çıkamayıp kendine zarar verici davranışlarda bulunabilir. Kendi elleriyle, kendini bir çıkmaza sürükleyebilir. Dinlenebilmek uğruna girdiği bu süreçten, daha da yaralı bir şekilde çıkabilir. Bu nedenle, dinlenmenin sağlıklı çözümü;  gitmek değil, durmaktır.

Yorulmak, çoğu zaman bir ‘güçsüzlük’ olarak hissedilir. İnsan, kendini güçsüz hissettiği zaman içinde bulunduğu yolu da sonlandırmak ister. Hâlbuki yorulmak, yolda olmanın gerekli olan bir parçasıdır. Herkes yorulur, herkes yorulabilir. Önemli olan, bu yorgunluğu içselleştirmeyip yoluna devam edebilmektir. Asıl güçsüzlük, yolu yarıda bırakmaktır. Gelebilecek olumlu ve olumsuz tüm ihtimallerinden kaçınmak ve kendi kabuğuna saklanmaktır. ‘Kader’… Kader deyip, geçmemek gerekir bazen. Kader, seni sen yapan şeydir çünkü. Sana aittir, sana özeldir. Kaderin sana getirdiklerini kabullenmek ve ‘kaderini sevebilmek’ gerekir. Ancak o zaman, barışabilirsin çünkü. Kendinle, keşkelerinle, endişelerinle, mutsuzluğunla... Yani, yorgunluğunla…

Yorgunluğumuzu sonlandırmak için, yoldan vazgeçmek yerine ‘mola’ verebilmek dileği ile…

Görüşmek üzere…

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yildizhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

21
Mart
14
Mart
07
Mart
28
Şubat
21
Şubat
14
Şubat
07
Şubat
31
Ocak
24
Ocak
17
Ocak
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.