Sevgili okur, merhaba.
Yolculuğumuzda yeni durağımız, “sınırlar”. Bir yolculuk, güvende hissedilemeden yürünemez. Güvende hissedebilmek için, ‘kişisel alan’ımızı oluşturabilmemiz ve koruyabilmemiz gereklidir. Kişisel alan, bireyin dışarıya karşı çizmiş olduğu ‘kişisel sınırlar’la oluşturulur. Kişisel sınırlarını oluşturamamış bireyler, başkalarının oluşturmuş olduğu sınırlarla çevrili olup; bu sınırların içerisinde kendilerini rahat ifade edemez ve hayatlarını diledikleri gibi sürdüremeyebilirler. Başkalarının oluşturmuş olduğu sınırlar içerisinde kendini sıkışmış hisseden bireyler, toplumsal düzene ayak uyduramayabilir. Sınırlar, hem kişisel hem toplumsal bütünlük açısından büyük bir öneme sahiptir. Bu nedenle birey ve toplumun, sağlıklı sınırlara ihtiyaçları vardır.
Sınırlar, bireylerin sağlıklı bir psikolojik işlevselliği sürdürebilmeleri için önemli bir rol oynar. Sınır, kişinin kendisini ve başkalarını korumasına yardımcı olan bir psikolojik mekanizmadır. Kişisel sınır; bir kişinin kendisini ve kişisel alanını korumak, saygı görmek ve kendine zarar vermeyen davranışlara maruz kalmamak için çizdiği zihinsel, duygusal ve fiziksel bir çizgidir. Sınır çizme, kişinin duygusal ve fiziksel alanını belirleme eylemini içerir. Bu, kişinin başkalarının davranışlarından etkilenmeden kendi benliğini korumasına yardımcı olabilir. Kişinin kendi iyilik halini koruyabilmesi ve sağlığı için sınırlar gereklidir. Sınırlar, bireylerin duygusal sağlıklarını korumak, ilişkilerinde dengeyi sürdürmek ve kendi ihtiyaçlarına odaklanmak için önemlidir. Kişisel sınırlarımızı belirlemek ve bu sınırların ihlal edilmemesi için çaba göstermek; fiziksel ve duygusal olarak kendimizi korumamıza yardımcı olur. Öz saygımızı, özgüvenimizi ve öz farkındalığımızı geliştirir. Sağlıklı ilişkiler kurmamızı ve kişisel ihtiyaçlarımıza karşı daha dikkatli olabilmemizi sağlar. İnsanlara sınır çizmek bazen zor olabilir ancak sağlıklı sınırlar kurmak önemlidir. Sınırlar; kendimiz olabilecek kadar, kendi ihtiyaçlarımızı giderebilecek kadar alana sahip olabilmek demektir. Sınırların olmaması; kişinin başkalarının duygusal yüklerini taşıması, aşırı sorumluluk alması ve kendi ihtiyaçlarını ihmal etmesine yol açabilir.
İlişkilerde sınırların aşılması birçok farklı şekilde gerçekleşebilir ve bu durum; ilişkilerde gerilimlere, güvensizliğe ve duygusal yaralanmalara yol açabilir. Sınır ihlalleri; genellikle duygusal manipülasyon, fiziksel alan ihlali ve duygusal sömürü şeklinde ortaya çıkabilir. İlişkilerde sınırların aşılması, sağlıklı bir ilişki için zararlıdır. Bu tür ihlalleri önlemek, bireylerin kendilerini güvende ve değerli hissetmelerini sağlar. Peki, kişisel sınır ihlalini önlemek için ne yapılabilir? Kendinizi ve ihtiyaçlarınızı tanımak, sınırlarınızı belirlemenizde en önemli adımdır. Kendinize sınırlarınızı oluşturabilmek için zaman tanıyıp, sınırlarınızı karşı tarafa açık ve net bir şekilde ifade edin. En önemlisi ise “hayır” demeyi öğrenin. Bu kelime, kişisel alanınızda size özgürlüğü getirecek olan en net sınırınız olacaktır. Sağlıklı ‘hayır’lar, sağlıklı sınırlar için oldukça önemlidir. Uygun alanlarda “hayır” demeyi öğrenmek, kendi ihtiyaçlarımıza ve haklarımıza sahip çıkmamızı sağlar. Hayır diyememenin uzun vadede birçok olumsuz etkisi olabilir. Sınırlarını belirlemekte zorlanan bireyler, genellikle kendilerini tükenmiş, stresli ve manipüle edilmiş hissederler. Diğer insanların isteklerine sürekli evet demek, kişinin kendi ihtiyaçlarını ve isteklerini ihmal etmesine neden olabilir.
Kendi iyilik halimizi koruyabilmek için ‘kişisel sınır’larımızı oluşturabilmemiz dileği ile…
Görüşmek üzere…