Vahit KOÇ
Köşe Yazarı
Vahit KOÇ
 

HUZUR VE MUTLULUK KAYNAĞI EVLATLATLAR…

Allah Furkan Suresi 74. Ayet aracılığı ile seçkin kullarının şöyle bir duasını bizlere aktarıyor. Diyor ki; “Onlar, Ey rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı (huzur ve mutluluk kaynağı) kıl…” Eşler ve çocuklar… Bir kişinin en yakınındaki iki insan… Bu iki insan öyle sıradan kişiler değil. Bunlar kişiye bu dünyada Cenneti ya da cehennemi yaşatabilecek kişilerdir. Bu iki kişiyi, yani eş ve evlatlarımızı aslında kendi iç dünyamızda oluşturduğumuz veya var olan bir ölçüye, şablona göre bizim seçip şekillendirme durumumuz yoktur. Belki de bu sebepledir ki Allah bize bu konuda bir yol sunmuş, kendisine dua etmemizi, kendisinden yardım talebinde bulunmamızı salık etmiştir. Hakikatte dua etmenin özü de hangi konuda olursa olsun, bizlerin kendi iç dünyamızda şekillendirdiğimiz, biçimlendirdiğimiz konuya, bir yerde Onu şahit kılmamız demektir. “Ben senden güzel, huzur ve mutluluk kaynağı bir evlat istiyorum” derken bu güzel evlat tipi bizim iç dünyamızda çoktan şekillenmiştir. Hangi konuda olursa olsun zihnimizde karşılığı oluşmamış herhangi bir şeyi dillendirmemiz, dile getirmemiz mümkün değildir. Evet… Belki huzur ve mutluluk kaynağı olmanın dışında bir yaşantı sebebi olan eşten ayrılmak, onunla yolları ayırmak mümkün olabilir ama biyolojik bir bağla bağlanmış olduğumuz evlattan ayrılmak, ondan kopmak ayrı gezegenlerde bile yaşıyor olsak da asla mümkün değildir. Ben burada Allah’ın evlatlarımızla ilgili dikkatimize sunmuş olduğu birkaç noktaya dikkat çekmek istiyorum. Bunlardan biri, İbrahim as dilinden dökülen,  (İbrahim 40) onların yaratıcısıyla irtibat halinde olmalarını sağlamak amacıyla şu duaya bizi şahit kılıyor. “Ey rabbim!” diyor İbrahim as. “Beni ve soyumdan gelecekleri namazı kılanlardan eyle…” Namaz aslında yaratanla yaratılanın en canlı, en dinamik irtibat şekli, karşılıklı diyalog ortamıdır. Çocukların, hatta bütün insanların yaratılış gereği içlerinde var olan büyüklerin şefkat ve merhametine sığınma duygusunu en büyüğe, en yüceye yönlendirme halidir. İbrahim as bu niyazında adeta çocuğun, arkadan gelen neslin sonsuzluk ipine tutunması noktasında Allah’tan yardım talep ediyor… Peki çocuğun Yaratanına yönlendirilmesi, Onunla bir irtibat halinde olması yeterli mi? Yetmiyor demek ki,  Al-i İmran suresi 36. ayet üzerinden bir başka önemli noktaya dikkat çekiliyor. Diyor ki Meryem’in annesi Meryem’i doğurduğunda, “Onu ve soyunu kovulmuş şeytandan Senin korumana bırakıyorum.” Çocuğun ulvi bir hedefe yönlendirilmesinin ardından etraftan kendisine ilişecek kötülükler noktasında da bir koruma altına alınması salık ediliyor. “Rabbim! Şeytanın ve Şeytan tinetlilerin telkininden de çocuğumu koru…” Ve diğer bir önemli nokta ise şudur; tamam, ulvi bir hedefe yönlendirdik… Allah’tan kovulmuş şeytanın şerrinden de korumasını istedik. Peki, başka yapılması gereken bir şey yok mu? Tabi ki var. Allah bu noktada da Lokman suresi üzerinden Lokman as mın diliyle bize bir yol sunuyor. Ve bu sunuş babanın oğluna şu seslenişiyle başlıyor… “Ya büneyye… Ey oğulcuğum…” Bu sesleniş, yani sevgi ve muhabbet kapısından girerek yapılan bu sesleniş, kim bilir, belki de çocukların dünyasında hiç reddedilmeden, tüm verilmek istenilen mesajların olduğu gibi alınmasını sağlayan bir sesleniş... Değineceğim son bir nokta da, her ne kadar Lokman Suresi üzerinden babanın oğula/evlada bir ders anlatımı şeklindeki öğüt vericiliğine şahit oluyor olsak da yine Kur’an da ailelerin seçkinliği, üstünlüğü noktasında annenin etkisinin öne çıktığına şahit oluyoruz. Aileler içerisinde İmran ailesinin seçkin kılınma sebebi bir kadın, anne olmuştur. İbrahim ailesinin, Muhammet ailesinin seçkin kılınma sebebi de yine kadın, yani ailenin annesidir. Hatta bu gün bile bizim güzellik noktasında farklı gördüğümüz ailelerin bu farklılığının temelinde anneler vardır. Aslında anneler seçkinse aileler seçkindir… Hatta tüm dünyanın aileleri bile seçkindir, seçkin olur…
Ekleme Tarihi: 25 Şubat 2025 - Salı
Vahit KOÇ

HUZUR VE MUTLULUK KAYNAĞI EVLATLATLAR…

Allah Furkan Suresi 74. Ayet aracılığı ile seçkin kullarının şöyle bir duasını bizlere aktarıyor. Diyor ki; “Onlar, Ey rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı (huzur ve mutluluk kaynağı) kıl…”

Eşler ve çocuklar… Bir kişinin en yakınındaki iki insan… Bu iki insan öyle sıradan kişiler değil. Bunlar kişiye bu dünyada Cenneti ya da cehennemi yaşatabilecek kişilerdir. Bu iki kişiyi, yani eş ve evlatlarımızı aslında kendi iç dünyamızda oluşturduğumuz veya var olan bir ölçüye, şablona göre bizim seçip şekillendirme durumumuz yoktur. Belki de bu sebepledir ki Allah bize bu konuda bir yol sunmuş, kendisine dua etmemizi, kendisinden yardım talebinde bulunmamızı salık etmiştir. Hakikatte dua etmenin özü de hangi konuda olursa olsun, bizlerin kendi iç dünyamızda şekillendirdiğimiz, biçimlendirdiğimiz konuya, bir yerde Onu şahit kılmamız demektir. “Ben senden güzel, huzur ve mutluluk kaynağı bir evlat istiyorum” derken bu güzel evlat tipi bizim iç dünyamızda çoktan şekillenmiştir. Hangi konuda olursa olsun zihnimizde karşılığı oluşmamış herhangi bir şeyi dillendirmemiz, dile getirmemiz mümkün değildir.

Evet… Belki huzur ve mutluluk kaynağı olmanın dışında bir yaşantı sebebi olan eşten ayrılmak, onunla yolları ayırmak mümkün olabilir ama biyolojik bir bağla bağlanmış olduğumuz evlattan ayrılmak, ondan kopmak ayrı gezegenlerde bile yaşıyor olsak da asla mümkün değildir.

Ben burada Allah’ın evlatlarımızla ilgili dikkatimize sunmuş olduğu birkaç noktaya dikkat çekmek istiyorum. Bunlardan biri, İbrahim as dilinden dökülen,  (İbrahim 40) onların yaratıcısıyla irtibat halinde olmalarını sağlamak amacıyla şu duaya bizi şahit kılıyor. “Ey rabbim!” diyor İbrahim as. “Beni ve soyumdan gelecekleri namazı kılanlardan eyle…”

Namaz aslında yaratanla yaratılanın en canlı, en dinamik irtibat şekli, karşılıklı diyalog ortamıdır. Çocukların, hatta bütün insanların yaratılış gereği içlerinde var olan büyüklerin şefkat ve merhametine sığınma duygusunu en büyüğe, en yüceye yönlendirme halidir. İbrahim as bu niyazında adeta çocuğun, arkadan gelen neslin sonsuzluk ipine tutunması noktasında Allah’tan yardım talep ediyor…

Peki çocuğun Yaratanına yönlendirilmesi, Onunla bir irtibat halinde olması yeterli mi? Yetmiyor demek ki,  Al-i İmran suresi 36. ayet üzerinden bir başka önemli noktaya dikkat çekiliyor. Diyor ki Meryem’in annesi Meryem’i doğurduğunda, “Onu ve soyunu kovulmuş şeytandan Senin korumana bırakıyorum.” Çocuğun ulvi bir hedefe yönlendirilmesinin ardından etraftan kendisine ilişecek kötülükler noktasında da bir koruma altına alınması salık ediliyor. “Rabbim! Şeytanın ve Şeytan tinetlilerin telkininden de çocuğumu koru…”

Ve diğer bir önemli nokta ise şudur; tamam, ulvi bir hedefe yönlendirdik… Allah’tan kovulmuş şeytanın şerrinden de korumasını istedik. Peki, başka yapılması gereken bir şey yok mu? Tabi ki var. Allah bu noktada da Lokman suresi üzerinden Lokman as mın diliyle bize bir yol sunuyor. Ve bu sunuş babanın oğluna şu seslenişiyle başlıyor… “Ya büneyye… Ey oğulcuğum…” Bu sesleniş, yani sevgi ve muhabbet kapısından girerek yapılan bu sesleniş, kim bilir, belki de çocukların dünyasında hiç reddedilmeden, tüm verilmek istenilen mesajların olduğu gibi alınmasını sağlayan bir sesleniş...

Değineceğim son bir nokta da, her ne kadar Lokman Suresi üzerinden babanın oğula/evlada bir ders anlatımı şeklindeki öğüt vericiliğine şahit oluyor olsak da yine Kur’an da ailelerin seçkinliği, üstünlüğü noktasında annenin etkisinin öne çıktığına şahit oluyoruz. Aileler içerisinde İmran ailesinin seçkin kılınma sebebi bir kadın, anne olmuştur. İbrahim ailesinin, Muhammet ailesinin seçkin kılınma sebebi de yine kadın, yani ailenin annesidir. Hatta bu gün bile bizim güzellik noktasında farklı gördüğümüz ailelerin bu farklılığının temelinde anneler vardır.

Aslında anneler seçkinse aileler seçkindir… Hatta tüm dünyanın aileleri bile seçkindir, seçkin olur…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yildizhaber.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.